Yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi;

DÜNYA KIZ ÇOCUKLARI GÜNÜ

Saygıdeğer basın mensupları, kıymetli halkımız; 11 Ekim, Dünya Kız Çocukları Günü

olarak her yıl idrak ediliyor. Bugün aracılığıyla, son zamanlarda hepimizi derinden

sarsan, evlatlarımızın karşı karşıya kaldığı tehdit ve tehlikelere Saadet Partisi

İstanbul Kadın Kolları olarak bir kez daha dikkat çekmek istiyoruz. Ülkemizde

çocuklarımızın, sosyal, ekonomik, psikolojik etkenler başta olmak üzere birçok sebep

neticesinde yaşadığı çeşitli sorunlarla beraber endişelerimizi arttıran, vahim bir diğer

yaşanan sorun da kaybolan çocuklar meselemizdir.

 

Çocuk hakları, bir insan hakları meselesidir. Çocuk hakları, hem kanunen hem ahlaki

olarak, dünya üzerindeki bütün çocukların doğuştan sahip olduğu; eğitim, sağlık,

yaşama, barınma; fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi

haklarının hepsini birden tanımlamakta kullanılan evrensel bir kavramdır.

 

Çocuklar, tüm koşullarıyla sağlıklı bir çevrede yaşama, gelişme ve büyüme hakkına

sahiplerdir. Devletler, çocukların hiçbir zarara uğramaması için her türlü önlemi

almakla yükümlüdür.

 

Çocukların eğitim, sağlık ve genel gelişim fırsatlarındaki kısıtlanmışlık, onları

toplumsal dışlanmaya itmekte ve istismara açık hale getirmektedir. Bu bağlamda,

devletin ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliği içerisinde çalışarak, çocukların temel

haklarını güvence altına alacak politikalar geliştirmesi önem arz etmektedir.

 

Bu hakların korunması için gerek ekonomik, gerek soysal olarak toplumsal refah ve

esenlik teminini ilke edinen bir anlayışa, tedbir ve gelişmişlik ortamının sağlandığı bir

yönetim iradesine ihtiyaç vardır.

 

Bakmaya bile kıyamadığımız evlatlarımız, avuçlarımızdan kayıp gitmektedir.

Geçtiğimiz haftalarda, kayboluşunun ardından canlı bulunmasını günlerce büyük

umutla beklediğimiz Narin Güran yavrumuzun derin acısı tazeyken, yaşanılan bu

vakaların üzerinden geçen zamanda, benzerlerinin oluşma tedirginliği içerisinde

hayatımıza devam ediyoruz.

 

2010 yılında “Kayıp çocuklar başta olmak üzere çocukların mağdur olduğu sorunların

araştırılması” alanında TBMM’de bir araştırma komisyonu kurulmuş, yapılan

saptamalar ve komisyon raporuna rağmen sorunların çözümü konusunda somut

gelişmeler yaşanmadığı görülmüştür.

 

Geldiğimiz noktada çocuk işçiliği, çocuk yoksulluğu, çocuk istismarı başta olmak

üzere pek çok sorun, bireysel ve toplumsal düzeyde ciddi sonuçlar doğurmaktadır.

Yıldan yıla artış gösteren istatistiki veriler, yayınlanan raporlar bu sorunların

yaygınlığının ve etkilerinin azaltılması için acil önlemler alınması gerektiğini

göstermektedir.

 

Siyaset, insan içindir. Eğer bu sorunlara çare, çözüm üretilemiyorsa yapılan siyasetin

gerçek manada hiçbir anlamı yoktur.

 

Bugün, dünyayı sözde iyileştirmeye yönelik çeşitli sözleşme ve tasarılarla geleceğe

hazırlama hevesinde olan küresel sistemin, o dünyanın geleceği olan çocukların

maruz kaldığı tehlikeleri, gerektiği gibi ele almadığı yaşadığımız bir gerçektir. Bu

çağda, insanlık aleminin tanıklık ettiği, kan donduran gündemler, herkese ‘dünyamız

nereye gidiyor?’ sorusunu sordurmaktadır. ABD’de görülen Epstein davası, akılların

idrak edemediği, vicdanların kabul etmediği nitelikte bir hadise olarak karşımıza çıktı.

Medyaya yansıyan itiraf ve açıklamalar, deşifre edilen birtakım konularla, çocuk

kaçakçılığı ticaretinde küresel ağların varlığının boyutu gözler önüne serildi.

 

Öte yandan, 6 Şubat depremi zamanı 2023 Mayıs ayında 5 yaşındaki bir Türk

çocuğu Hollanda’nın güneyindeki Maastricht kentinde yalnız başına bulunmuş ve

çocuğun depremzede olduğunu söylemesi üzerine, Kahramanmaraş depremi sonrası

çocuk hakları konusunda çalışma başlatan Afet-Çocuk Sivil Koordinasyon Ekibi,

olayla ilgili olarak insan kaçakçılığından endişe edildiğini belirtmişti.

 

Yetkili makamlara şu soruyu soruyoruz! Çocuk kaybolmalarında organize bir eylem

mi söz konusu? Olası organize yapılarla ilgili araştırma yapılıyor mu?

 

Ülkemizdeki kayıp çocuk sayılarına dair daha önce veri açıklanmasına rağmen, 2016

yılından bu yana TÜİK tarafından kamuoyu ile istatistiksel veri paylaşılmamaktadır.

TÜİK’in 2016 yılında yayımladığı verilere göre, 2008 – 2016 yılları arasında

Türkiye'de kaybolan çocuk sayısı 104.531 olarak kaydedilmiştir.

 

Her sorunda olduğu gibi kayıp çocuk meselesinin bertarafında da yöntem belirleme,

etkin ve etkili bir mücadele için veri tespiti çok önemlidir, bu konuda ilgili kurumları

göreve davet ediyoruz. Gerekli sistem vakit kaybetmeden işletilmelidir. Her geçen

gün aleyhimizedir, ülkemizin kaybınadır. Bu ülke topraklarında yaşayan vatandaşlar

olarak dertlerimiz ortaktır, birdir. İktidarın samimiyetle, ciddiyetle, dertlerimize derman

olacak politikaları üretmesi asli görevidir. Biz Saadet Partisi olarak, insanımızın,

vatandaşımızın mağduriyetine sebep olan konuların, Milletvekillerimiz aracılığıyla

Meclis çatısı altında görüşülmesi, araştırılması ve politika geliştirilmesi için iktidarı

uyarıcı, yönlendirici çalışmalar yürütüyoruz ve yürütmeye devam edeceğiz. Saadet-

Gelecek Grubu olarak yine geçtiğimiz gün, ‘çocukların her türlü şiddet, ihmal ve

istismardan korunarak sağlıklı gelişimlerini destekleyici tedbirleri belirlemek’ amacıyla

meclis araştırması açılmasını önerdik. Dün itibariyle TBMM Genel Kurulu’nda

çocukların korunmasına yönelik araştırma komisyonu kurulması kabul edildi. 22 üye

ile 3 ay çalışacak bu komisyonun çalışmalarını takip edeceğimizi buradan ifade

ediyoruz.

 

Önceki dönemler Meclis’te Milletvekillerince yetkili makamlara yöneltilen şu soru

önergeleri maalesef ya cevapsız kalmış ya da genel geçer cevaplar verilerek

doğrudan rakamlara ilişkin bir bilgilendirme yapılmamıştı.

 

Kaybolan çocuklarla ilgili adli istatistik yayımlamaktan vazgeçilmesinin nedeni

nedir?

Kaybolan ya da kaçırılan bu çocukların kaçı bulunarak ailesine teslim edilmiş,

kaçı hayatını kaybetmiş, kaçı ile ilgili herhangi bir sonuç alınamamıştır?

Kayıp çocukların önüne geçilmesi için Bakanlık tarafından yapılan herhangi bir

çalışma var mıdır?

 Kayıp ve kaçırılma sonrasında suça karışan çocuk sayısı nedir ve suç

türlerine göre dağılımları nelerdir?

Kayıp ve kaçırılma sonrası bulunan çocukların kaçına ilgili bakanlıklar

tarafından psikolojik destek verilmiştir?

6 şubat 2023 depreminde kaybolan çocuk sayısı nedir?

 

Türkiye'nin farklı ülkelerdeki uygulamaları da inceleyerek kendi stratejilerini

geliştirmesi, kaybolan çocuklar konusundaki politikaların güçlendirilmesine katkı

sağlayacaktır.

 

Kaybolan çocuk vakalarına dair verilerin toplanması, analiz edilmesi ve paylaşılması

için entegre bir ulusal veri sistemi kurulmalıdır. Bu sistem, vakaların detaylı analizini

yaparak, kaybolma nedenlerine yönelik önleyici stratejiler geliştirilmesini

sağlayacaktır.

 

Kaybolan çocuklar konusunda geniş kapsamlı ve sürdürülebilir farkındalık

kampanyaları düzenlenmelidir. Bu kampanyalar, toplumun tüm kesimlerini

bilgilendirmeyi ve medya, eğitim kurumları ile sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde

sürekli gündemde kalmayı hedeflemelidir.

 

Türkiye, kaybolan çocuk vakalarında uluslararası işbirliği ağlarına katılım sağlayarak,

sınır ötesi vaka yönetimini güçlendirmeli ve en iyi uluslararası uygulamaları

benimsemelidir.

 

Kaybolan çocukların bulunmasında yapay zeka destekli görüntü tanıma sistemleri ve

sosyal medya platformları gibi teknolojik çözümler stratejik bir şekilde kullanılmalıdır.

 

Kaybolan çocuklarla ilgili suçlarla mücadelede mevcut yasal çerçeve güncellenmeli

ve caydırıcı yaptırımlar artırılmalıdır. Çocuk kaçırma, insan kaçakçılığı gibi suçlara

karşı daha güçlü yasal düzenlemeler getirilmelidir.

 

Kaybolan çocuk vakalarıyla ilgilenen kurumlar arasında işbirliği ve koordinasyon

güçlendirilmeli; bu alandaki personelin kapasitesini artırmaya yönelik eğitimler

düzenlenmelidir.

 

Risk altındaki çocukları erken tespit etmek için kapsamlı risk değerlendirme sistemleri

oluşturulmalı ve ailelere, okullara yönelik bilinçlendirme programları düzenlenmelidir.

 

Gözbebeğimiz evlatlarımızı koruyabilmek hiç şüphesiz caydırıcı tedbir ve

yaptırımlardan geçmektedir.

Hatırlarsak, geçmişte artan kapkaç olaylarının ardından yapılan düzenlemelerle bu

suçun gasp suçu niteliğine sokulmuş olması tekrar eden olayların bir anda önünü

kesmeye yetmiştir. Bu manada bilhassa cinayetlerde, çocuk cinayetlerinde ceza infaz

kanunu, titizlikle çalışılarak, ivedilikle yürürlüğe konulmalıdır.

 

Masumiyetin kaynağı çocuklarımızı, milletimizin değerli varlığı gençlerimizi, sistemli

olarak onları hedefleyen kötülüklere karşı koruyamıyorsak, yaptığımız her işi bırakıp,

şöyle durup bir düşünmemiz icap eder.

 

Gün geçmiyor ki, evlatlarımıza dair hayatımızı sarsan vahim bir haberle

karşılaşmayalım. Özellikle teknolojik ve dijital kapsayıcılıkla birlikte ortam, çocuklar ve

gençler için adeta hayati tehlikelerle dolu bir tuzak ormanına dönüşmüştür. Hem

sanal alemde, hem de gerçek alemdeki tehlikelerin, evlatlarımıza erişiminin artık

zamanı ve mekanı kısalmıştır, evlatlarımız büyük tehdit altındadır. Bir taraftan, tüm

dijital mecralardaki filtreleme devlet tarafından sağlanmalı ve kendimize ait alternatif

uygulamalar, teknolojiler geliştirilmelidir. Diğer taraftan evlatlarımıza sosyal hayatta

tehdit oluşturan unsurlarla mücadele arttırılarak bertaraf edilmelidir.

 

Devletin, ailelerin ve toplumun birlikte hareket etme stratejilerinin oluşturulmasına

matuf ortamın ve imkanların sağlanması geleceğimiz açısından çok önemlidir.

Uygulanacak stratejiler, çocukların haklarına saygı gösteren, kapsayıcı ve

sürdürülebilir bir toplum inşa etme yolunda atılacak önemli adımlar teşkil etmelidir.

 

Saadet Partisi olarak, aziz milletimize sesleniyoruz; istikbalin tertemiz neslini

yetiştirme vazifesi, inancımız ve siyasetimizin vizyonu gereği omuzlarımızda bir

sorumluluktur. Ülkemizin geleceğinde etki unsuru olan bu konunun, bir Devlet

politikası olarak milli güvenlik meselesi bazında ele alınması gerektiğini savunuyoruz.

Merhum Liderimiz Necmeddin Erbakan’ın ‘bir milletin asıl gücü tankı, tüfeği değil

inançlı evlatlarıdır.’ sözü hafızalarımızdadır. 1977 yılında Milli Görüş’ün temsilcisi olan

Milli Selamet Partisi’nin 4. Beş yıllık kalkınma planı çalışmalarına, maddi kalkınmanın

yanı sıra manevi kalkınma da dahil edilmiştir. 55 yıldır savunduğumuz, her alanda

‘Önce Ahlak ve Maneviyat’ ilkemiz, en önde giden bayrağımızdır. Saadet Partisi

iktidarında toplumumuzun ahlaki ve manevi değerlerinin güçlendirilmesi ve mevcut

tahribatın önlenmesine yönelik hamleler vakit kaybetmeden başlatılacaktır.

‘Yaşanabilir Bir Türkiye’, ‘Yeniden Büyük Türkiye’ idealimiz için tüm kadrolarımızla

canla başla çalıştığımızı ilan ediyor, kamu oyunu saygıyla selamlıyoruz.

 

SAADET PARTİSİ İSTANBUL

İL KADIN KOLLARI BAŞKANI

ZEYNEP ŞULE RIDVANOĞLU